6/7/2008
Dikkat, merdiven çıkacağız!
Değişik dönemlere bağlı olarak gözleri bağlanarak gözaltına alınmış insanların duyduğu ortak cümledir. Kollarınıza iki yandan girmiş görevliler psikolojinizi de yerle bir etme amaçlı gezdirmelerinde, mekanı içselleştirememeniz, karmaşık ve korkutucu bulmanız için de sizi bir yerden bir yere götürebilir, gezdirebilir veya asıl amaç olan sorgulama mekanına taşıyabilir.

Gözlerin bağlanmasının derin mesajı “gözü açık” kişilerin orada bulunan kişi ve durumları görmemesi ilk planda ise de kendine güven ve duruşu yok etmek, onu küçük düşürmek te nedenler arasında sayılabilir. Adi suçlulardan farklı olarak siyasi ve düşünce suçluları her ortamda azim ve kararlılıklarını koruyabilecek bir özgüven oluşturabilirler.
Faaliyetleri nedeniyle yetkili ve görevli birimlerce gözaltına alınmanın en uç dönemi yaklaşık 90 güne uzanan gözaltı süreleriyle 12 eylül dönemleridir. Kaos ve karmaşanın en derinlerde seyrettiği o dönemlerde toplumsal yaşamın iki kanadı sağ ve sol kanatların özellikle radikal olanları bu dönemden paylarını aldılar.
Devletin üst kademelerinin belirlediği mutakabat çerçevesinde o dönem yakın tehlike görülen komünizmi temsilen sol kanat ve totaliter rejimi temsilen de “radikal sağ” demir yumruğun hedefine oturdular. Siyasetin ve toplumsal yaşamın iki rengi olan bu gruplar öylesine ağır bir saldırıyla karşılaştılar ki başta kendileri olmak üzere aileleri, yakınları ve sevdikleri de bu saldırılardan ve baskılardan nasiplerini aldılar.
Bir anlamda baskı kardeşliği, bir 'arada yaşamalarının dayatılması ile de birbirlerini cezaevi ve sorgu ortamlarında daha iyi tanıma fırsatı buldular. Baskı döneminin sonuçları o denli etkiliydi ki bu iki grup toplumsal ve siyasal yaşamımızın aktörleri olmaktan çekilmek zorunda kaldılar.
Cumhuriyeti koruma, kollama adına onun en önemli kurumu olan ordunun önderlik ettiği bu baskıcı yönetim kanın durdurulması ve kaosun önüne geçilmesi anlamında bir başarı kazandı göründü ama aynı zamanda toplumsal dengedeki radikal dinci görüşlerin tek ve yalnız kalmasına ve cumhuriyeti kuşatmasına yol açtılar.
Bu bağlamda 12 eylül baskı yönetiminin bugüne yansıyan resminde bu gerçeği görmek gerekmektedir. Değişen koşullar ve uluslar arası güçlerin dönüşümü cumhuriyetin güçlü ve en büyük kurumunun bugün olanlarda elini kolunu bağlamasına yol açtı. Hem iç hem dış dünyada darbe ile demokrasiyi durduran güç olarak adlandırılmayı üzerindeki etiketlerden atamadığı için 12 eylül öncesinin kurumsal kuşatmasından daha ağır olan bugün toplumsal yaşamdaki etkisinin tartışılır olduğu bir noktaya doğru gitmesi engellenememektedir.
Kontrolsüz ve yüksek oranda kullanılan gücün etkisinin hangi yıllara kadar uzanabileceği sosyolojik olarak incelenmeye değerdir. Bugün meydan kurumların içlerine kadar işlemiş ve daimi kavgayı kendisine yol edinmiş radikal dinci görüşlere karşı devleti ve kurumları savunabilecek güçlerin, sokakta, yaşamda ve kurumlarda kalmadığı gerçeğidir.
12 eylül özgür düşünceyi o denli süpürdü ve kavurdu ki bugün cumhuriyetin savunması yönetim özürlü halktan kopuk bir sosyal demokrat parti ve bir aile partisine kalmış durumdadır. “aydın” etiketli gruplar da yaşadıklarının hesabını bugün öyle yada böyle sorabilecekleri bir ortam bulduklarına şükreder biçimde cumhuriyet kurumlarının ve özgürlüklerinin kemirilmesine neredeyse zil takıp oynayacaklardır.
Her şey ‘Dikkat merdiven çıkacağız’ diyen sesin hangi tarafta olduğu ve götürülenin siz mi yoksa size yakın biri mi olduğuna bağlı olduğu bir döngü de yaşamaktayız.
0 yorum yazılmıştır