2/4/2008
Gereksizlik bağlamı. Hukuk, hukuksuzluğun egemenlerce kurallara

- Ne yana çekersen çek.. Bir ucu diğerine değiyor..
- Ne demek şimdi bu?
- Gökyüzünü bir şişeye sığdırman mümkün mü?
- Sığar mı? Tabii ki sığmaz.
- Bir parçasını alır bir şişeye koyarsın, bütünün özelliklerini taşır ama bütün gökyüzü değildir.
- Bunun hukukla ne ilgisi var?
- Hukuk ne zaman ortaya çıktı? Ne dersin?
- Bilmem. Hiç düşünmedim.
- İki kişi ıssız bir adada kalsa aralarındaki ilişkileri birtakım kurallara göre yürütmeleri gerekir mi sence ve bu kurallara hukuk denebilir mi?
- Çok zor sorular bunlar nereye varmak istiyorsun?
- İki kişiden birisi erkek birisi kadın ise aralarındaki ilişkileri yürütmek için bir hukuka ihtiyaçları olur mu dersin?
- Bu daha da karmaşık oldu. Biraz açmayı denesen söylediklerini.
- Bir kuralın hukuk kuralı olabilmesi için ortada yeterince tarafın olması gerekir. Issız ada örneğinde adaya düşen iki kişi ise aralarındaki ilişkide bir hukuktan söz edilemez.
- Anlamadım, hukuk onların zaten bildiği kurallar değil midir?
- Kuralları biliyor olmaları orada hukuk olduğunu göstermez. Bu nedenle de kişilerin yapmış oldukları davranışlarının sorumlulukları sadece kendilerine ait bir değerdir, vicdani bir değer. Biri diğerini öldürse bile.
- Hukuk ne zaman ortaya çıkar peki?
- Bir gün ıssız adaya başkaları geldiği ve onlar anlaşmazlıklarını veya olanları gelenlere anlattıkları zaman. Anlatan biri yoksa yaşanılan şeylerin hukuka uygunluğu tartışılmaz.
- Hukuk olanlarla değil, olanların anlatım ve yorumlarıyla ilgili yani.
- Kesinlikle. Bu nedenle hukuk bir konuya getirilen yorum demektir o anın, öncekilere ve kitapta yazılanlara göre kıyaslanmasından ortaya çıkar. Tabi ki bir de kıyaslayanın gücüne bağlıdır.
- Güç deyince şimdi konu başka bir yerlere gidecek.
- Nerelere örneğin? Gitmesinde bir sakınca var mı? Hukuk egemen olanın yürütme biçimini destekler ve ona hizmet eder. Bu nedenle mutlak olan bir hukuk yoktur, bu nedenle de evrensel ve daim bir hukuk yoktur.
- Bütün kanunlar kurallar, gereksiz şeyler mi peki?
- Gereksizlik başka bir bağlam. Gereklilikleri yine ortaya çıkan örgütlenme biçimine bağlı olmuş, güç varsa ve hüküm sürüyorsa hukuk her zaman gücü ve egemeni koruyan kurallara dönüşüvermiş hemen.
- Güç uygulayanlar, yaptıklarını haklı çıkarmak için oynamışlar yani kurallarla.
- Sadece oynamak değil aynı zamanda yaratıcısı olmuşlar.
- Evrensel hukuk denilen kurallar bütünü aldatmacadan ibaret öyle mi?
- Ne görüyorsun? Tanrıların bile uzak durduğu bir konu olmuş hukuk biliyor musun? Yazıldığı anda eskimekteymiş çünkü. Bu nedenle de en çetrefilli yaşam bilmeceleri haline dönüşmüş, coğrafyalara göre değişmiş ve zamana göre.
- Çocuğu birisi tarafından öldürülmüş bir annenin bakış açısından hukuk ile, katilin bakış açısından ve yakınlarının bakış açısından hukuk nasıl evrensel ve tek olabilir ki?
- İnsanların ilişkilerini düzenleyen kuralara gerek yok mu diyorsun?
- Her ne yaratılıyorsa kaos işin içinde diyorum. Bu nedenle de okullar, kitaplar kurallar hep kaosa göre düzenlenmiş, normal durum uygulamaları yok. Hammurabi kanunlarını yazmış ta başı göğe mi ermiş, sonsuzluğa mı ulaşmış?
- Hukuksuzluk asıl kaos olan değil mi?
- O veya bu kaosu seçmenin seçimin açısından bir önemi yoktur. Bu nedenle seçimlerinin de önemi yok. Bulunduğun an ve çembere uygun deneyim senin için kaçınılmaz olandır.
- Aslında korku hep ve muktedir olan. Korkmamak için en yakın güç ve onun kurallarına yaslanıyoruz kısacası.
- Güç ve onun kuralları, egemen olan yani..
- Egemen olmayı belirleyen ne peki?
- Zamana göre değişkenlik gösteriyor. Egemenlik, çoğu zaman üretim ve son yüzyılda da dağıtımda söz sahibi olanın elinde.. Bir de yeniçağda egemen olan öyle elle tarif edilebilir bir yerde değil, dağınık enerjilerin oluşturduğu muazzam bir egemenlik örtüsü.
- Hukuk bu egemenliğin çarkları mı yani?
- Tam tamına, egemenlik sorgulanmaya başlandığında hukukun hatırlatılması o yüzden. Hukuk ne zaman önem kazanmışsa, egemen olanın baskısı en had safhadadır, yoksa hukuk neden gereksin ki?
- Bilinen ve tanınan bir çarklar bütünü mü yani sistem?
- Devlet, en görünmez çarklarıyla birlikte en önemli egemen güç. Çarklar kimin elindeyse devlet te onun egemenliğine girmiş. Yakın uzak zaman hep öyle olmuş bu.
- Özgürlük, uzakta bir hayal mi yoksa?
- Özgürlük, hissettiğin şeyden ötede bir yerde değildir. Zaten, gücü almak için ona yaklaşmak ve içine girmek zorundasın, içine girdiğin zaman da özgürlüğün güce teslim olmuş demektir.
- Ne yana çekersen çek.. Bir ucu diğerine değiyor.. Başlangıçta ne demek istediğini anladım şimdi.
- Evet, özgürlük savaşına girmek için güce ihtiyacın var. Gücü elde ettiğin zamanda egemen oluyorsun. Seçim ve özgürlük, bütün mesele bu..
- Diğer yanda güçten uzak durup özgürlüğü seçmek pasif ve edilgenlik değil mi?
- Kim bilir? Özgürlük teraziye konup ölçülebilir bir şey değil ki. Egemenler aynı zamanda özgürlüğü tanımlayanlar da. Şu anda onların özgürlük tanımları içinde oluşunu yaşıyorsun, kendi özgür iraden uykuda. Sen kendin özgürlük için ne düşündüğünü hissettin mi? Egemen olan sensin, içindeki diğer sen, kendinle ilişkinde. kendine hakim olmadan egemen olmak mı? Yoksa özgür olmak mı?
- Bilmem. Özgürlük, hukuk.. Kafam karıştı şimdi.
0 yorum yazılmıştır