12/2/2008
Modern yaşam ve gelecek bu istasyona gelmek için rötar yapmış bi
Modern yaşam araçlarının baskı ve faşist amaçlarla kullanılması geleneği Nazilere kadar dayanır.
İran karşı devriminin 29 yılında televizyon ekranında bir mitingde konuşurken gördüğüm İran Cumhurbaşkanı (bu tanım demokrasilerden alınmıştır) bana nazi Almanya’sını ve çoğunlukla da propagandada sınır tanımayan Hitler’i anımsattı.

İnşa ettiği her şeyi kendinden önce oluşmuş kurum, felsefe ve kavramlar üzerine oturttuğu halde hitabetteki gücünü kullanarak topluma sanki yeni bir şeyler getirmişler, becermişler gibi göstermek propaganda başarısına dayanmaktadır.
Tarihteki üç baskıcı yönetim biçimine de baktığımızda benzer zeminlerde benzer propaganda yöntemleri ile olmayan şeyleri, gelişmeleri, duyguları sanki varmış gibi göstermekte ustalaşmışlardır.
Bunlardan ilki olan Hitler faşizmi sadece Almanya’yı değil bütün dünyayı etkileyecek bir karmaşa, savaş dönemine sürüklemiştir. Hitler faşizminin topluma kazandırdığı herhangi bir alanda bir yenilik olmamıştır, zaten bu iddiayı da hiç taşımamıştır. Yaptığı tek şey çok güçlü bir illuzyon, tekrar rakamlara dayanılan kıyas ve toplumun duygularını ırkçılık zamkıyla bir arada tutmak olmuştur.
Yükselttiği duygular eninde sonunda patlamış ve çılgınca yöntemlere yol açan dünya savaşı sırasında milyonlarca insan ölmüştür.
İkinci baskıcı yönetim olan Proleterya diktatörlüğü Hitler faşizminin geliştiği dönemlerde ona paralel argümanlar, yöntemler ve ezilen halkın duygularını “özgürlük” zamkıyla bir arada tutarak yeni bir çılgınlık, baskı dönemini açmıştır.
Rusya’da gerçekleşen devrim kendisinden önce gelen iktidara acımasızca davranmış milyonlarca kişiyi yok etme, yurtlarından etme pahasına halkçı formüller uyguladığını halka inandırabilmiştir. İlginçtir ki Rusya’daki devrimde yenilikler getirmek yerine var olan kurum ve düzeni kendisine adapte ederek çoğunlukla da dejenere ederek şekilcilikten öteye gidememiş bu yolla da halka özgürlük, barış ve bolluk yerine kan, ateş ve gözyaşı vermekten öte gidememiştir.
Rus devriminin ayırıcı yanı, niteliği itibariyle halk kitlelerini sıkıca bir arada tutmayı başaramamıştır. Zamk olarak kullandığı ideoloji dinsel düşüncelere ve kiliselere yenilmiştir. Etkili propaganda gerçekleştirmelerine karşın yarattıkları birey bilinci dayandıkları kitlenin de yaratıcı ruhunu harekete geçirmiş eğitime verdikleri önem nedeniyle de ideoloji, toplumu kayıtsız şartsız bir arada tutan yapışkana dönüşememiştir.
Üçüncü örnek olan İran karşı devrimi hem Hitler faşizmini hem Rus Proleterya diktatörlüğünün kullandığı yöntemleri kullanarak iktidara gelmiş, yirmi dokuz yıldan bu yana da –dayandıkları karşılıksız petrol gelirlerine rağmen- bir yenilik, gelişme ve aydınlanma gerçekleştirememiştir.
Bunun yerine hiç değiştirmeden kullandıkları modern yaşam zeminlerinden düşman belledikleri halk, düşünce, idealler savaş açarak toplumu din zamkıyla da propaganda yöntemleri ile bir arada tutmayı becermiş görünmektedirler.
İran karşı devriminin önceki iki deneyimden farkı sınırsız para seçeneğinin de yanlarında olması olmuştur. Parayı ve serveti toplumu yanlarına çekmek için kullanmakta usta olan bu gelenek inancı toplumu susturmakta, acı vermekte ve özgürlüklerini elinden almakta bir yöntem olarak hala kullanmaktadır.
Adı İran Devrimi olmasına karşın kendisinden önceki kurumlara, yönetim biçimlerine vb karşı geliştirilmiş tek bir yenilik olmaması dikkat çekicidir. Modern dünyaya karşı yine onlardan alınan yöntemlerle geliştirilmeye ve acayip pahalıya mal olan atom bombası, Amerikan ve İsrail düşmanlığını çıkarırsanız karşı devrimin yıldönümünde İran Cumhurbaşkanına –burada da modern dünyanın yönetim sistemlerinden gelen adı kullanıyor- konuşacak kitleleri coşturacak konu kalmayacaktır.
Çok güçlü bir parasal dayanak ile geliştirilen milis sistemi ve birbirini muhbirlemeye dayanan taban ekonomik varlığını sürdürebilmek için yönetimle işbirliğine zorlanmaktadır. Karşı devrimi ihraç etme çalışmalarına da milyarlarca dolar ayıran karşı devrim komşu ülkelerin giyim tarzlarına müdahale edici davranırken kendi halkına bu alanda hiçbir özgürlük tanımamaktadır.
İki yüzlü batının kadınları da deyim uygunsa yalakalık için daha havaalanında kendileri için ayrılmış türbanlarla başlarına karşı devrimin kaba kurallarını geçirmektedirler. İran akrşı devrimi “Modern Yaşam Geleneklerini”, kurumlarının karşı devrim tarafından nasıl kullanıldığını çok iyi göstermektedir. Parlemento, cumhurbaşkanı, seçimler her şey var ama demokrasi yok. Modern yaşamın bütün unsurları karşı devrimi geliştirici olarak kullanılırken –internet, sinema, kültür merkezleri vb- özgürlük bu istasyona hiç uğramayan bir tren haline getirilmiştir.
Bu örnek çok iyi incelenmelidir. Bu coğrafyadaki Türklük bilincine yüzyıllardır düşman olan bugünkü adıyla İran Karşı devrimi, ve Araplaşma ülkemize oluk oluk para akıtmaktadır. Propaganda yöntemleri de tıpkı onlar gibi sabit düşmana ve sloganlara dayanıyor. Dini temel zemin yapar görünmesine rağmen amacın dinin özgürleşmesi olmadığı sadece belirlenmiş inancın yaygınlaştırılması için bu organizasyonun gerçekleştirildiği açıktır.
Tıpkı İran karşı devriminde olduğu gibi aydınlar kendilerine gösterilen geçici itibara ve gösterişe aldanıp propaganda malzemesi olarak kullanılmaktadır. Yazarlar, modacılar toplumun önde gelen simge olmuş isimleri toplumun karartılmasının aracı oalrak kullanılmaktadırlar.
Bu yolun devamında yeni yönetim biçimleri, özgürlükler, gelirin adil bölüşülmesi olmadığı açıktır. Öyle olmasaydı bugün İran halkının zenginleşmiş olması gerekirdi.
Tarihin içinden gelen üç baskıcı yönetim biçimi içinde en avantajlı durumda olanlar petrol gelirleri ve toplumu kaynaştırmada en önemli yapışkan olan dinsel zemin nedeniyle bugünün karşı devrimcileridir. Nerede yaşarsa yaşasın, ne kadar uyumlaşmış görünürse görünsün karşı devrimcinin halka vereceği gözyaşı, baskı ve sürü muamelesi dışında bir sonuç yoktur.
Modern yaşam ve gelecek bu istasyona gelmek için rötar yapmış bir tren durumundadır. Treni beklemekten başka seçeneğimiz görünmüyor. Bu arada akıl sağlığımızı, inancımızı ve karakterimizi korumak, sabırlı olmak ve halkla karşı karşıya gelmemek zorunda ve mecburiyetindeyiz.
0 yorum yazılmıştır