1/3/2008
Modernizm yaklaşımı: Eskiyen değer demokrasi yerine "Açık Yöneti

- Son dönemdeki iletişim kıvraklıklarını izliyorum da!
- Ne varmış iletişimlerimde?
- Telaşlanma canım. Sadece çok etkili buluyor, hatta beğeniyorum.
- Çok anlamadım, ben ne yapıyorum da sen etkili buluyorsun?
- Dışa dönük ilişkilerinde iş olsun, diğer alanlar olsun dengeli ve sukunet görüyorum.
- İlginç, pek bi dengeli değilim ama nasıl baktığına bağlı belki.
- Konuşmaya başlayınca çok ta bahsedemiyor insan ama insanlara ve konulara yaklaşımın ve oluşan sorunları çözümleme tarzın pek görülür şekilde değil.
- Ne demek istediğini biraz anlamaya başladım. İletişim, gerek günlük yaşamda gerekse de iş ilişkilerimde bir atölye ve oyun haline getirdiğim deneyimler benim için.
- Senin için belki oyun gibi ama başkalarına baktığımda çok önemli farklar görüyorum, mesela demokratik değilsin ama adaletlisin, genel kuralları takmıyorsun ama seni izlediğimde genel kurallardan çok farklı kurallarını görüyorum.
- Bunu gözlemene sevindim. Önümüzdeki dönem senin kurallar olarak gördüğün iletişim alışkanlıklarını “ilkelilik” çerçevesinde ele alarak bir yaşam biçimi haline getirmeye çalışacağım.
- Bu sende zaten bir yaşam biçim ama..
- Doğru sadece bende değil birçok kişi farklı yollardan günümüz toplumsal iletişim gerekliliklerine ulaşmış durumda ama çoğunlukla bunu farkında değiller veya ne olduğundan haberleri yok.
- Kimler bunlar? Sen tanıyor musun?
- Belirgin özellikleri yok. Bütünüyle olmuş bir meyve gibi de düşünmemek lazım ama bu seviyeye gelmiş insanları anlayabiliyorum zaman zaman belki benimde bu konuda biraz daha zamana ihtiyacım var.
- Kendini hiçbir zaman yeterli ve açık görmemene çok şaşırıyorum.
- Bunu hep söylersin yeterlilik akıcı bir kavram sürekli dönüşüm halinde zaten ben yeterliliğe ulaşmak gibi de görmüyorum geçen süreci çünkü bu çaba aynı zamanda odaklanmada problemlere yol açıyor.
- Anlamaya çalışacağım bunu aşmak içinde anda kalmayı öneriyorsun ve “oynar başlık” prensibini.
- Evet, kısmen öyle devinimler ve algılarımıza gönderilen sinyaller o denli fazla ki durup yeterlilik kontrolü yaptığın an başka yetersizlikler yaşıyorsun bu nedenle yeterliliğe bir bağlam olarak yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum.
- Yeterliliğe bağlam olarak yaklaşmak mı?
- Evet. Bunu bir yemeğin lezzetine benzetebiliriz. Sen anlarsın bir yemeğin tarifi tek olsa bile başka kişilerce yapılmış yemeklerin lezzetleri aynı olur mu?
- Tabi ki olmaz bire çok etkene bağlı çünkü yemek yapmak.
- Lezzeti tanımladığımızda, onu yapmakla ilgili eylemlerin toplamının oluşturduğu bir bağlam çıkar karşımıza. Oysa yemek gelenekleri içinde bir ansiklopedide yer alış şekli yemeği olduğu gibi tanımlamaya yetmez.
- Buradan nereye ulaşacağını merak ettim.
- İlişkilere konu olan kurallar, adalet kavramlar, kanunlar ve toplumu oluşturan değerler belirlense bile uygulanmasındaki yerel bağlamlar tarafından zorunlu olarak değişirler ve farklı bağlamlara ulaşırlar.
- Her yiğidin yoğurt yiyişinin farklı olması gibi mi?
- Hem evet, hem hayır. İyi bir kanun yazmak, kural koymak veya bunları tek merkezden yönetmek günümüzün iletişim akışı içerisinde imkansız görünüyor.
- AB gibi topluluk fikirleri fiyasko o zaman.
- Başlangıcından beri fiyasko olan bir birlik o zaten. Yaşlı ve problemlerden bunalmış Avrupa’yı kurallarla eski gücünde tutacaklarına inananlar için geçici oluşmuş çözümler. Gerçek bir birlik hiçbir anlamda olmadı zaten üç büyük devletin kulübü gibi kullanıldı.
- Peki bize neden olağanüstü bir yaşam tarzı gibi görünüyor o zaman onlara uyum sağlamak için maddeler dolusu uyum çılgınlığı yaşıyoruz?
- Hazır olan şeyin kolaylığı ve “benim yemeğim daha lezzetlidir” diye insan doğası. Aslında geçmiş yüzyıllarda insanlık deneyimlerinin ortak amaç, kanun ve manifestolara dönüşmesi bir anlamda ilerlemenin de motorunu oluşturuyordu, bugün ise bu durum durgunluğa ve gericiliğe yol açıyor. Dünyanın her hangi bir yerinde o toplum için geçerli olan kanun veya kuralar başka toplumlara gelince başka bir şeye dönüşebiliyorlar.
- Bir anlamda yeni yüzyılın toplumsal felsefesinden söz ediyorsun yani?,
- Evet, yasalar, anayasalar, uyum yasaları tümü fasafiso haline gelecek. İnsanlar o denli hızlı etkileşim yaşıyorlar ki bu onlarda bulundukları coğrafyaya bağlı olarak farklı dönüşümler gerçekleştiriyor. Bazılarına özgürlük ateşi olan bir duygu bazı topluluklarda baskıcı sistemin aracı haline gelebiliyor.
- Demokrasi ve demokratik kurallar gibi mi yani?
- Evet, artık yirminci yüzyıl demokrasi anlayışı toplumları saran tutucu bir gaz bulutu haline geldi. Çoğulculuk olarak adlandırılan bu sistem çok çabuk biçimde renklerin kaybolmasına, tahakküme ve çoğunluğun diktatörlüğüne dönüşebiliyor. Faşist, komünist, radikal dinci herkes demokrasi kavramları üzerinde diledikleri oynamaları yaparak meşru görünebiliyorlar.
- Yeni bir demokrasi tanımından mı söz ediyoruz?
- Daha da ötesi içinde bulunduğumuz yüzyılda demokratik değerlerin yerine “açıklık” ve Demokrasinin yerini “Açık Yönetim” alması kaçınılmaz görünüyor.
- Bu konuda üzerinde düşünmem gerekli sanırım.
- Tabi, açıklık, birey özgürlüğü yeniçağın vazgeçilmez değerleri. Birey özgürlüklerinin oluşturacağı atmosferde gelişimin ve toplumsal dönüşümün motoru haline gelecek.
- Bana biraz zaman ver bunları değerlendirmek, sindirmek istiyorum.
- Tabii.. Yeniden konuştuğumuzda bunlardan ne kalır bakarız…
0 yorum yazılmıştır