28/9/2008
Sol gökten zembille inmez! Küllerinden de yeniden yaratılamaz.

Özdemir İnce düşüncelerine önem verdiğim bir insandır. Son dönemde sol için açılım olmayı hedefleyen yazıları çıktı. Bunlardan 27 eylül 2008 Hürriyet’te yer alan yazısına düşüncelerime temel olması açısından bir cevap yazmayı gerekli buldum.
Numaralı ve kalın yazılmış bölümler Özdemir İnce’ya ait,
SON yazıların küçük bir özetini yapalım:
1. İnsanın gövdesinde sol bilinç salgılayan bir salgı bezi yoktur!
- Doğru, başka hiçbir bilinci salgılayan salgı bezi de yoktur. Faşizm, komünizm vb bilinçler de sonradan kazanılır. Bir istisna, kişinin yaşam deneyimi ve genlerinde bulunan kişisellik mekanizmaları onun düşüncelerini seçmesinde ve yaşamasında zemin olur. Bunun da yansımasında şöyle bir sonuç (sosyolojik araştırmayla kesinleşmiş değil) ortaya çıkarılabilir. Çok güzel (film yıldızı, manken, fotomodel) güzelliğinde bir kadın asla solcu, sağcı, dinci, radikal faşist olamaz. Çünkü o güzel beden ona bu tür seçimlerin deneyimleri yerine başka deneyimler yaşatır. Çok yakışıklı ve güzel bulunan erkekler için de aynı şeyleri ağırlıkla söyleyebiliriz.
- Çok güzel kadından işçi de olmaz. Sabah işe gidiş saatlerinde servis araçlarına ve toplu taşıma araçlarına bakın, manken veya film yıldızı güzelliğinde kadın hele erken saatlerde işe giderken veya dışarıda göremezsiniz.
- Bu nedenle sol bilinç arıların dünyasından örnekle aslında “işçi arılar” arasında yaygınlaşması umulan bilinçtir. (ne kadar işçi, o kadar köfte). Köylülük, küçük burjuva, entelektüeller ve aydınlar işlerine geldiği sürece, kendilerine rant getirdiği sürece “sol” bilincin içindeymiş gibi davranırlar. Sol bilinç “işçiler” içindir, emekleri gibi zaman zaman onu da satılığa çıkardıkları, sattıkları olur. Örnek için bakınız sözlükte: Sendika ağaları.
2. Toplumsal bilinç vahiy ya da ilham yoluyla kazanılmaz; toplumsal bilinç somut sınıf mücadelelerinde ortaya çıkar!
- Somut sınıf mücadelesinde ortaya çıkan bilinç, toplumsal yaşamın siyaset merkezde olmak üzere ilgili alanlarından doğar ve onları etkiler. Sınıf mücadelesinden, kadınların nasıl daha güzel insan olacakları, sanat, estetik gibi bir bilinç tabi ki çıkmaz. Sınıf mücadelesi işçilerin patronlara karşı verdiği bir mücadeledir. Bu doğru. İşçiler de patronlar da bu mücadelede müttefik sayısını artırarak kendilerini güçlendirmeye çalışırlar. Köylüler, gençlik ve diğer toplumsal gruplar bu mücadelede patronlar ve işçiler tarafından zaman zaman kullanılırlar.
- Patronlar da işçiler de bu mücadelenin en önemli mücadele ve olmazsa olmaz olduğu yönünde propaganda yaparlar. (Sanayi devriminin olduğu dönemlerde kısmen doğruydu ama bu günümüzde tek ve önemli mücadele olmaktan çıkmıştır.
- Sınıf, günümüzde tanımlı olmaktan çıkmıştır. İşçi Sınıfı kimdir? Alanı nereye kadardır? Kimler buna dahildir? Bu soruların günümüzde cevabı yoktur ve artık olmayacaktır. Homojen bir işçi sınıfının oluşmasını bekleyenler seferleri kaldırılmış istasyonda tren bekleyenlere benzer.
- Patronlar ve burjuvazi içinde homojen bir tanım artık yapılamaz. Microsoft patronu nasıl bir patrondur? Nasıl bir burjuvazidir? Bunu tartışamazsınız. Onun fabrikaları, hammaddeleri ve klasik üretim kuralları yoktur. Çok kazanan çalışanları, ofisleri vb yeni yönetim sistemleri ile donatılmış şirketleri vardır.
3. Toplumun önemli bir bölümü solu özümseyip benimsemeden ne demokrasi bilinci ne de demokratik düzen ortaya çıkar!
- İşçileri hala toplumun en önemli toplumsal kesimi imiş gibi göstermeye çalışmak nafile çabadır. Tarihin sadece kısa bir bölümünde işçiler toplumun dönüşüme ve kazancı için önemliydi o kadar. Tıpkı köylülerin bir dönem olması gibi. Bugün işçiler de köylüler de önemli oldukları tarihsel momenti kaçırmışlardır. Şu an bilgi ve bilişimin ve bununla uğraşanların önemli olduğu bir dönem yaşıyoruz. Gelecekte işçilerin nasıl var olacağı konusunda sadece öngörülerde bulunabiliriz.
- Sol denilen kavram yerine açıklık, hoşgörü ve biraradalık desek bu tanım geçerli ve evrensel olabilirdi. Sol, herkes tarafından bilinmek ve anlaşılmak zorunda değildir artık. (Felsefeciler, tarihçiler, toplumsal bilimciler vb hariç)
- Ayrıca demokrasi denilen yönetim sisteminin de en doğru, gerekli ve vazgeçilmez olduğu konusunda mesafeli olmak gerekir. Demokrasinin özellikle çoğunluk diktatörlüğüne dönüşme tehlikesi ve buna ulaştığı durumlar özgürlük, açıklık ve insan yaşamı için en tehlikeli durumlardır. Çoğunluk diktasi ihtimali olan demokrasi yerine açıklık, hoşgörü ve bir arada olma temelinde olan “Açık Yönetim Sistemleri” ni gelecekte görebiliriz. Demokrasi batının halklarını uyuşturduğu işlerine geldiği zaman yasakladığı, ezdiği basıladığı bir sistemin adıdır.
- Yeni dönem demokrasi ve toplum bilinci hedefleri için geride kalan hedefler ve dünü tanımlamak yerine insanların sürü yerine birey, toplumların haritaları sadece adres tanımlarından ibaret tuttukları bir coğrafya, üretimin ve girişimin serbest, inancın kişileştiği, bireyselleştiği ruhbanlık düzeyinde din örgütlenmelerinin olmadığı, endüstrileşmediği bir serbest inanç ve özgürlük dönemi özleyebiliriz.
4. Solun doğal müşterisi, doğal destekçisi işçi sınıfıdır. Ayrıca kısmen küçük burjuvazi, topraksız ve emeği ile geçinen köylülerdir; kronik işsizlerdir; mevsimlik işçilerdir; devlet memuru ücret merdiveninde en alt sıralarda yer alanlardır! Organik aydınlar, entelektüeller, yazarlar, sanatçılar ve akademisyenlerdir! Veee laik burjuvazidir!
- Yukarıdaki nedene bakarsa “sol” diya tanımlanan bir görüşün oyları binde bilmem kaç olması sn derece doğaldır. Türkiye, özellikleri nedeniyle de kendini işçi olarak tanımlayan birilerinin olmadığı bir ülkedir. Kime sorsanız işçiliği geçici olarak yapar. Herkes bir an önce sermaye biriktirerek kendi işini kurma hedefinde olan potansiyel patronlardır. Siz bu insanlara patronlarla bir savaş –günümüzde gerekli de değil- önerdiğinizde o bu savaşı kendine karşı yapılmış görür.
- Bu nedenle Türkiye’de işçi sınıfına ait hiçbir toplumsal zemin oturamaz, böyle bir “sol” düşüncenin zeminine iktidar mücadelesi kondurulamaz. Bu tanımla kurulan partiler iktidar mücadelesi veremez. İktidar olamaz. Nal toplarlar. Sol, bitmiş bir ütopya ve rüyadır. Toplumsal bilimciler, toplumu değiştirmekle kendini mükellef görenler tez yeni çözüm ve söylemlere yönelmelidirler.
- Özellikle “küçük burjuva” diye işçiler ve bu görüşte olanlar tarafından küçümsenen öğrenciler tez elden düşüncelerini işçilerin kuyruklarından çekip kendi özgür hedefleri peşinde koşmalılar. Yaşadıkları her şey yeterince kanlı, gereksiz ve anlamsız oldu. Yeterince oyuncak oldular. Onlar artık kendi tanımları ile gelecekteki özgür dünyanın dinamizmi olmalılar.
5. Dünyanın işlerinde tarikatın önderliğini kabul etmeyenler ve dini dogmaları referans almayanlardır.
- tarikat sadece dini düşüncelerde oluşmamıştır. İdeolojik dogmalara saplananların tümü tarikata benzer örgütlenmeler içinde olmuştur. Solun örgütü ile tarikat iki karşıt uç olarak neredeyse ikizlerdir. Bu nedenle tarikatlara, sürü olmaya modernlik bağlamında karşı çıkmak için solun “tarikatçılık” benzeri örgütlenmesine de karşı çıkmak gerekir.
- Günümüz özgür irade ve açıklığın günüdür. Bireyler sürüye ait olmaktan ço kendi ayakları üzerinde durmayı bir yaşam biçimi haline getirmektedirler. Onca yıl imam hatip okuyan birinin bile sürüye katılma garantisi yoktur.
6. Genç kuşaklardır!
- Genç kuşakların ateşini yeniden dünün hedeflerine döndürmeniz neredeyse imkansızdır. Gençlik birey olmanın tadına her geçen gün varmaktadır. Özellikle müzik ve de rock müzik bu özgürlüğün en önemli sembolüdür. Bu nedenle büyük toplumsal hedefler düşünenler eskiden olduğu gibi gençleri bu işlerde kullanamayacaklardır. Onların kendileri için hedefleri ve yaşama biçimleri vardır.
0 yorum yazılmıştır